Medeniyetlerin devamlılığı ve yükselişi ancak o toplumun tarihsel ve kültürel değerlerinin korunması ile mümkündür. Millet olarak öz değerlere sahip olmak ve bu kutsiyetleri koruyarak yaşatmak bireyleri ve toplumları zamanın ilerisine taşıyacaktır. Kültür, sanat ve edebiyat alanında tarihe iz bırakmış toplumların günümüzde bir adım ileride olduğuna hepimiz şahit oluyoruz. Nasıl ki her insanın bir öz değeri karakteri var ise her milletin de bir karakteri vardır. Ve biz de milletlerin şahsiyetlerini vücuda getirdikleri edebi eserler, mimariler, geçmişten gelen tüm kültürel unsurlar sayesinde tanıyoruz. İşte bizimde tarihsel ve kültürel dinamitlerimizden Korkut Ata; Türklerin tüm şahsiyetini ifade etmesi, ortaya koyması bakımından Türk milleti için öz değer ve kıymet taşıyor. Korkut Ata’yı tanımak demek Türklerin politik, sosyolojik, kültürel, siyasal tüm değerlerini tanımak bilmek demektir. Buradan sonra cümlelerime Dede Korkut denildiğinde Türkiye’de akla gelen ilk isim olan Prof. Dr. Metin Ekici ile devam edeceğim. Prof. Dr. Metin Ekici şimdiye kadar bilinmeyen Türkistan /Türkmen Sahra nüshasını ilk kez bilim dünyasına ilan etmesi ve tanıtması ile Türkiye de ayrıca tüm Türk dünyasında yankı uyandırdı. Halen Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsünde Halk Bilimi Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görevine devam eden ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Somut Olmayan Kültürel Miras Komitesi Başkan Vekili olan Prof. Dr. Metin Ekici ile Dede Korkut’u konuşmak üzere görüşme gerçekleştirdik. Bizlere haklı ve milli bir gurur yaşatan Prof. Dr. Metin Ekici ile gerçekleştirdiğimiz bu kıymetli söyleyişi ile Dede Korkut ve 3. Nüsha hakkında merak edilen her şey konuşuldu. Ötüken Neşriyat ile yayına hazırlanan ve her kesimden okuyucuya hitap eden özel çalışması;’’ Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi’’ adlı kitabına dair tüm soruları cevaplayan Prof. Dr. Metin Ekici 3. Nüsha ‘nın keşfi ile ilgili merak edilen her şeyi konuştu. Özellikle Dedem Korkut meraklıları ve araştırmacıları için kaynak teşkil edecek olan bu yazı dizisi için kendilerine teşekkür ediyor, Prof. Dr. Metin Ekici ile Dedem Korkut sohbetiyle siz değerleri okuyucuları baş başa bırakıyorum.
1. Bölüm
Ülkü Sonsuz – Prof.Dr. Metin Ekici
Tüm akademik hayatını, yıllarını Dede Korkut çalışmalarına adayan bir bilim adamı gözüyle Korkut Ata’nın şahsiyetini nasıl tanımlıyorsunuz?
Oğuz’un töresi, kanunları, geçmişi, nasıl karar vermesi gerektiği, nasıl yaşaması gerektiği konusunda Korkut Ata; her türlü şeyi bilen bir kişi olarak tanımlamayabilirim. Yani Oğuz boyları ne zaman bir müşkülde kalıp, bir sıkıntı ile karşılaşsalar Korkut Ata mutlaka bir çözüm yolu buluyor. Aynı zamanda Korkut Ata Kamlık döneminden itibaren Türk bilgeliğinin sahip olduğu, Türk milletinin ortak tefekkürü, ortak tasavvuru adını verdiğimiz bir şahsiyet. Yani bizim düşünce dünyamızda, bizim yaratma ve üretme kapasitemizde var olan her şeyin, bir şahsiyette ortaya çıkması şeklinde ki bir kimlikten, bir kişilikten bahsediyoruz. Bütün bunları tek bir sözcük ile ifade etmek gerekirse ‘Dede Korkut Türk bilgeliğinin bir kişi de toplanmış olan ortak özeti’ olarak tanımlamak kesinlikle mümkün. Ortak bilge şahsiyeti, Türk töresinin taşıyıcısı, Türk bilgeliğinin en iyi temsilcisi olarak kesinlikle tanımlayabilirim.
Dede Korkut Kitabı”nda Korkut Ata”nın yaşadığı dönemle ilgili bir bilgiye sahip miyiz?
Korkut Ata”nın kimliği hakkında bilgi vermek istediğimizde, haliyle biz yazılı kaynakları tarihi referans olarak kullanmak zorundayız. Bu noktada en önemli kaynak da Dede Korkut Kitabı ve özellikle de kitabın “Mukaddime” kısmındaki bilgilerdir. Buna göre, Mukaddime kısmında şöyle bir ifade geçer; “Resul Aleyhisselâm zamanına yakın Bayat Boyu`ndan bir er koptı.” yani bir kişi ortaya çıktı, Korkut Ata derler idi. Ancak burada; “Resul Aleyhisselam zamanına yakın” ifadesi peygamberimizin dünyaya gelişinden önce ki zamana mı işaret eder? Yoksa peygamberimizin vefatından sonra ki bir zamanı mı işaret eder? Orda bir belirsizlik var. Doğrudan doğruya bu cümleyi ele aldığımızda peygamberimizden önce yaşamış gibi bir izlenim uyandırıyor, ancak mukaddimenin daha sonraki cümlelerini okuduğumuzda peygamberimizden sonraki bir döneme işaret ettiğini; en azından bu mukaddime kısmının cümlelerinden anlamak mümkün. Orada “Bayat boyundan bir er koptı” yani Korkut Ata’nın hangi Türk boyuna mensup olduğunu açık bir şekilde ifade etmiş oluyor. Korkut Ata; Oğuzların Bayat boyundan gelen bir kişi olarak tanımlanıyor. Tabi ki bu Oğuz boyları tarafından tanımlanan bir Dede Korkut… (devam edecek)

